<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>legato</title>
	<atom:link href="http://www.muzikolog.org/legato/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muzikolog.org/legato</link>
	<description>müzik kuramı</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Feb 2012 18:37:48 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	
		<item>
		<title>Kafası Karışık Kontrtenor Gecesi</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2012/02/kafasi-karisik-kontrtenor/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2012/02/kafasi-karisik-kontrtenor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 24 Feb 2012 12:45:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[etkinlik]]></category>
		<category><![CDATA[garajistanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kafası Karışık Kontrtenor]]></category>
		<category><![CDATA[Lee "Scratch" Perry]]></category>
		<category><![CDATA[Mercedes Peon]]></category>
		<category><![CDATA[The Heavy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=257</guid>
		<description><![CDATA[garajistanbul sahnesinde performanslarını izlediğimiz Mercedes Peon, İngiliz grup The Heavy, Quentin Tarantino&#8217;nun film müzikleri ve şovu ile ünlü The Tarantinos grubu, Portekizli grup Dead Combo, Avea Escape to Music kapsamında Cat Power ve her ayın son cuması Bomonti Retro Sounds hosted by Mete Avunduk ile birlikte etkinlik takvimine kaldığı yerden devam ediyor. Mart ayında ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left"><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2012/02/kafasikarisik.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-262" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2012/02/kafasikarisik.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></p>
<p style="text-align: left">garajistanbul sahnesinde performanslarını izlediğimiz Mercedes Peon, İngiliz grup The Heavy, Quentin Tarantino&#8217;nun film müzikleri ve şovu ile ünlü The Tarantinos grubu, Portekizli grup Dead Combo, Avea Escape to Music kapsamında Cat Power ve her ayın son cuması Bomonti Retro Sounds hosted by Mete Avunduk ile birlikte etkinlik takvimine kaldığı yerden devam ediyor.</p>
<p style="text-align: left">Mart ayında ise garajistanbul sahnesi yine müzik severleri mutlu edeceğe benziyor.</p>
<p style="text-align: left">-10 Mart&#8217;ta çılgın Reggae efsanesi Lee &#8220;Scratch&#8221; Perry<br />
-28 Mart&#8217;ta kendi kültürlerinin geleneksel müziğiyle yoğurulmuş iki usta sanatçı; Kayhan Kalhor ve Erdal Erzincan<br />
-29 Mart&#8217;ta daha önce hiç bir arada çalmamış enstrümanların muhteşem uyumu ile Stephen Micus bizlerle olacak.</p>
<p style="text-align: left">Bu yıl garajistanbul sahnesinde göreceğimiz bir diger etkinlik kapalı gişe oynayan G.E.T yapım PRAGMA tiyatro oyunu ve NORMAL/RUTİN dans gösterisi ise tiyatro ve dans etkinlikleri kapsamında seyircisiyle buluşacak.</p>
<p style="text-align: left">Kaçıranlar için yarın akşam (25 Şubat) &#8216;<a href="http://www.youtube.com/watch?v=gReG93tawRs&amp;feature=g-upl&amp;context=G2241fddAUAAAAAAAAAA" target=" _blank">Kafası Karışık Kontrtenor</a>&#8216; yoğun ilgi üzerine yeniden sahnede olacak. Müzikolog ekibi olarak biz de oralarda bir yerlerde olacağız. SON ÇAĞRI bizden <img src='http://www.muzikolog.org/legato/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: left">
<p style="text-align: left"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=gReG93tawRs&amp;feature=g-upl&amp;context=G2241fddAUAAAAAAAAAA">Youtube linki</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2012/02/kafasi-karisik-kontrtenor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simon Bolivar Senfoni Orkestrası İstanbul&#8217;da</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2011/07/simon-bolivar-senfoni-orkestrasi-istanbulda/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2011/07/simon-bolivar-senfoni-orkestrasi-istanbulda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2011 04:32:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muzikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Atalaya Percussion Ensemble]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Beyoğlu Belediyesi Gençlik Orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[Caracas Brass Ensemble]]></category>
		<category><![CDATA[El Sistema]]></category>
		<category><![CDATA[Galata Meydanı]]></category>
		<category><![CDATA[Haliç Kongre Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[José Antonio Abreu]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Bolivar Senfoni Orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[Sulukule Çocuk Sanat Atölyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[İKSV, tüm dünya için ilham verici bir örnek oluşturan El Sistema’nın kurucusu José Antonio Abreu ile dünyaca ünlü şef Gustavo Dudamel yönetimindeki Venezüella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nı 6 &#8211; 9 Ağustos tarihleri arasında dört günlük etkinlikler serisiyle İstanbul’da ağırlayacak. 8 ve 9 Ağustos Haliç Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleşecek konserler dışında 6 ve 7 Ağustos’ta Simon Bolivar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2011/07/SSSR11.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-249" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2011/07/SSSR11.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></p>
<p><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2011/07/SSSR11.jpg"></a>İKSV, tüm dünya için ilham verici bir örnek oluşturan El Sistema’nın kurucusu José Antonio Abreu ile dünyaca ünlü şef Gustavo Dudamel yönetimindeki Venezüella Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nı 6 &#8211; 9 Ağustos tarihleri arasında dört günlük etkinlikler serisiyle İstanbul’da ağırlayacak.</p>
<p>8 ve 9 Ağustos Haliç Kongre Merkezi&#8217;nde gerçekleşecek konserler dışında 6 ve 7 Ağustos’ta Simon Bolivar Senfoni Orkestrası üyelerinden oluşan Caracas Brass Ensemble ve Atalaya Percussion Ensemble Galata Meydanı’nda  ücretsiz konserler verecek. Bu konserlere İstanbul’un farklı semtlerinde El Sistema ya benzer amaçta çocuk ve gençlere müzik eğitimi olanağı sağlayan sivil toplum kuruluşları eşlik edecek. El Sistema modelini yakından tanımak isteyenler için Galata Meydanı&#8217;nda &#8220;Çalmak ve Mücadele Etmek&#8221; filminin ücretsiz gösterimi yapılacak. Bununla birlikte 8 Ağustos&#8217;ta El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu ile El Sistema modelinin Türkiye’de nasıl uygulanabileceği üzerine bir söyleşi gerçekleşecek.</p>
<p><strong>6 Ağustos Cumartesi</strong></p>
<p>21.00 &#8211; 21.15 Beyoğlu Belediyesi Gençlik Orkestrası (konser)<br />
21.15 &#8211; 21.30 Social Inclusion Band (konser)<br />
21.30 &#8211; 23.00 El Sistema “Çalmak ve Mücadele Etmek” (film gösterimi)</p>
<p>Yer: Galata Meydanı</p>
<p><strong>7 Ağustos Pazar</strong></p>
<p>21.00 &#8211; 21.15 Barış için Müzik (konser)<br />
21:15 &#8211; 21.45 Caracas Brass Ensemble (konser)<br />
21.45 &#8211; 22.00 Sulukule Çocuk Sanat Atölyesi (konser)<br />
22.00 &#8211; 22.40 Atalaya Percussion Ensemble (konser)</p>
<p>Yer: Galata Meydanı</p>
<p><strong>8 Ağustos Pazartesi</strong></p>
<p>16.00-18.00 Music As Social Project / Müziğin Mucizesi (söyleşi)</p>
<p>El Sistema ve Türkiye’deki benzer örnekler*<br />
<strong> Katılımcılar:</strong> Jose Antonio Abreu, Yeliz Yalın Baki (Barış için Müzik), Cihat Aşkın (CAKA), Süher Pekinel (Orff-Schulwerk Projesi)<br />
<strong> Moderatör: </strong>Feyzi Erçin (Andante Dergisi Genel Yayın Yönetmeni)<br />
Yer: The Marmara Taksim</p>
<h5>* İspanyolca – Türkçe simultane tercüme olacaktır.</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2011/07/simon-bolivar-senfoni-orkestrasi-istanbulda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Müzik Kültürü’nün Hafızası Paylaşıma Açıldı</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/10/turk-muzik-kulturu%e2%80%99nun-hafizasi-paylasima-acildi/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/10/turk-muzik-kulturu%e2%80%99nun-hafizasi-paylasima-acildi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 11:51:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muzikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Aytaç Ergen]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul 2010]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Güntekin]]></category>
		<category><![CDATA[Sepetçiler Kasrı]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[TRT Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Musikisi Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Müzik Kültürü'nün Hafızası]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Musiki Cemiyeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=232</guid>
		<description><![CDATA[Klasik, Tasavvuf, Mehter ve Halk Müziği Türlerinde 250 Bin Sayfalık Nota Arşivi İlk Kez Bir Arada Kamuoyuna Sunuldu İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği tarafından hayata geçirilen &#8220;Türk Müzik Kültürü&#8217;nün Hafızası&#8221; projesi ile, Türk Müziği&#8217;nin yüzlerce yıllık birikiminin notaya geçirilmiş devasa arşivi, ilk kez toplu bir şekilde kamunun serbest kullanımına açıldı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/10/mehter.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-238" title="Müzikolog" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/10/mehter.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></p>
<h4>Klasik, Tasavvuf, Mehter ve Halk Müziği Türlerinde 250 Bin Sayfalık Nota Arşivi İlk Kez Bir Arada Kamuoyuna Sunuldu</h4>
<p>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği tarafından hayata geçirilen &#8220;Türk Müzik Kültürü&#8217;nün Hafızası&#8221; projesi ile, Türk Müziği&#8217;nin yüzlerce yıllık birikiminin notaya geçirilmiş devasa arşivi, ilk kez toplu bir şekilde kamunun serbest kullanımına açıldı.</p>
<p>İnternet üzerinden ücretsiz olarak ulaşılabilecek olan &#8220;Türk Müzik Kültürünün Hafızası&#8221; projesinin tanıtım toplantısı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt&#8217;un ev sahipliğinde, 29 Eylül Çarşamba günü Sepetçiler Kasrı&#8217;nda gerçekleşti.</p>
<p>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği&#8217;nin en önemli projelerinden biri olan &#8220;Türk Müzik Kültürü&#8217;nün Hafızası&#8221;, geçmiş ile gelecek arasında notalardan bir köprü kurulmasını amaçlıyor. Bu proje sayesinde, ülkemizde ilk defa Türk Müziği&#8217;nin yüz binlerce sayfalık nota arşivine bir &#8220;tık&#8221;la ulaşmak artık mümkün oldu.</p>
<p>Klasik Türk müziği sanatçısı Aytaç Ergen&#8217;in, 1978 yılından bu yana Üsküdar Musiki Cemiyeti Kütüphanesi&#8217;nde başladığı arşivciliğiyle bugünlere uzanan proje, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı&#8217;nın da destekleriyle tamamlandı ve kamuoyunun kullanımına açıldı.</p>
<p><a href="http://www.devletkorosu.com" target="_blank">www.devletkorosu.com</a> ve <a href="http://www.turkmusikisivakfi.org" target="_blank">www.turkmusikisivakfi.org</a> internet adreslerinden ücretsiz olarak ulaşılabilecek olan &#8220;Türk Müzik Kültürünün Hafızası&#8221; projesinin tanıtım toplantısı 29 Eylül Çarşamba günü, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt&#8217;un ev sahipliğinde, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmeni Mehmet Güntekin, yaptığı arşiv derleme çalışmalarıyla projenin temel taşı olan sanatçı Aytaç Ergen, Türk müziği camiasının temsilcileri ve davetlilerin katılımıyla, Sepetçiler Kasrı&#8217;nda gerçekleşti.</p>
<h3>Sürdürülebilirliği Olan Bir Proje</h3>
<p>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt, projenin kalıcılığına ve sürdürülebilirliğine dikkat çekerek, &#8220;Ajansımızın bu projesi, 2010&#8242;un üzerinden uzun yıllar geçse de devam edecek ve böylece ülkemizle birlikte bütün dünyanın müzik-kültür-sanat çevrelerine dünya durdukça hizmet verecek.</p>
<p>Ayrıca gelecek dönemlerde de sürekli olarak yeni bulguların eklenmesiyle güncellenecek ve hacminin artırılacak olması, projeye üst sınırı olmayan bir &#8220;sürdürülebilirlik&#8221; özelliği kazandırıyor. Projenin, İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu ve Klasik Türk Müziği&#8217;nin önde gelen sivil toplum kuruluşlarından &#8220;Türk Musikisi Vakfı&#8221;nın kontrolünde yürütülecek olması, &#8220;Türk Müzik Kültürü&#8217;nün Hafızası&#8221; yolculuğunu da sağlam ayaklar üzerinde sürdürmesini sağlayacak&#8221; diye konuştu.</p>
<h3>Musiki Yoluyla Kurulacak Diyalog</h3>
<p>Projenin, adım adım hayata geçiş sürecini anlatan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmeni Mehmet Güntekin, &#8216;gözbebeği&#8217; diye vurguladığı projeye ilişkin heyecanını şu cümlelerle paylaştı: &#8220;Türk Müzik Kültürünün Hafızası, yönetmenlik olarak yaptığımız 20&#8242;nin üzerindeki proje arasında &#8216;gözbebeği&#8217; diyebileceğimiz bir öneme sahip. Değerli sanatçı ve araştırmacı Aytaç Ergen&#8217;in bu büyük çaplı çalışmasından, en az 15 yıldır haberdardım ve bir an bile yorulma belirtisi göstermeksizin, ipekböceği gibi ve iğneyle kuyu kazarcasına sürdürdüğü akıl almaz çalışması beni derinden etkileyen örnek bir çaba idi.</p>
<p>Bu etkileyici çalışmayı inançla sürdürdüğü uzun yıllar sırasında, daima başarısı için duacı oldum ve &#8216;bir imkanım olsa, bu saygıdeğer çabanın en iyi şekilde sonuçlanması ve kamuya kazandırılması için elimden geleni yapardım&#8217; diye düşündüm. Bu hayal bir gün gerçekleşti!</p>
<p>İstanbul 2010 AKB Ajansı&#8217;na Türk Müziği yönetmeni olarak atanır atanmaz kafamda yanan ilk ışıklardan biri bu proje oldu. Hemen Aytaç Ergen&#8217;e ulaşıp, çalışmasını bir proje başvurusu haline getirmesini istedim. Projenin isim babası olmak da bana nasip olunca; ve üstüne bir de bu müthiş proje Yürütme Kurulumuzda kabul görünce, doğrusu keyfime diyecek kalmadı. Zira bu öyle bir proje ki, dünya durdukça devam edecek ve sadece kendi ülkemizin belli çevreleri değil, bütün dünya yararlanacak!</p>
<p>Zamanla sınırlı olmayacak. Karşılığında herhangi bir ücret söz konusu değil. Düşünebiliyor musunuz, Türk müzik kültürünü oluşturan yaklaşık 1000 yıllık bir dönemin bilinen bütün müzik eserlerinin notalarından söz ediyoruz! Hem de her bir eser tek nüsha olarak değil; bilinen bütün versiyonlarıyla.. 250 bin sayfalık devasa bir birikimden söz ettiğimizi ifade edersek, ne üzerine konuştuğumuz daha kolay anlaşılabilir sanıyorum.&#8221;</p>
<h3>Dünya Üzerinde Herkes Türk Müziği Repertuarına Ulaşabilecek</h3>
<p>&#8220;Türk Müzik Kültürü&#8217;nün Hafızası&#8221; Projesi kapsamında, 62 bin 500&#8242;ü klasik, dini-tasavvufi ve mehter ve geri kalanı halk müziğine ait olmak üzere 70 binin üzerindeki eser, bilinen bütün versiyonlarıyla ve toplamda 250 bin sayfayı aşan dev bir arşiv halinde internet üzerinden hizmet vermek üzere bir araya getirilerek yerli ve yabancı sanat-bilim çevrelerinin kullanımına sunuluyor.</p>
<p>Türk Müziğinin bilinen en önemli kaynakları ve arşivleri tamamen elden geçirildiği proje kapsamında, TRT Arşivi, İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Arşivi, Üsküdar Musiki Cemiyeti Arşivi, Üniversite Korosu Arşivi gibi kurumsal arşivlerin yanı sıra; Cüneyd Kosal ve Turhan Taşan gibi en geniş özel arşivlere sahip olan kişilerden de yararlanıldı.</p>
<p>70 binin üzerindeki eserin 250 bin sayfayı aşan notalarının yıllar süren bir çalışmayla tek tek tarandığı ve dijital ortama aktarıldığı proje ile Klasik Türk Müziği üzerine akademik çalışmalar yapan uluslar arası araştırmacıların da internet yoluyla bu engin arşivden faydalanması öngörülüyor.</p>
<p>Türk Müziği, ABD ve Yunanistan başta olmak üzere birçok ülkede, özellikle üniversitelerde üzerine eğitimler ve araştırmalar yapılan bir sanat dalı. Eserlerimize ait notalara ulaşmak araştırmacılar için ciddi sorun teşkil ediyordu. Şimdi artık dünya üzerinde yaşayan herkes, internete bağlanabilmek şartıyla Türk Müziği&#8217;nin bütün repertuarına ulaşabiliyor.</p>
<h5>istanbul2010</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/10/turk-muzik-kulturu%e2%80%99nun-hafizasi-paylasima-acildi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>20. akbank caz festivali</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/09/20-akbank-caz-festivali/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/09/20-akbank-caz-festivali/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Sep 2010 03:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet T. Akalın</dc:creator>
				<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Abbey Lincoln]]></category>
		<category><![CDATA[Abdullah İbrahim Trio]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank 20. Caz Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Caz Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Alfred Menhert]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Perret]]></category>
		<category><![CDATA[Archie Shepp]]></category>
		<category><![CDATA[Aronas]]></category>
		<category><![CDATA[Art Ensemble of Africa]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Aldemir]]></category>
		<category><![CDATA[Aya İrini]]></category>
		<category><![CDATA[Aya İrini Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Babylon]]></category>
		<category><![CDATA[Burhan Öçal]]></category>
		<category><![CDATA[Cecil Taylor]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Reşit Rey Konser Salonu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklarla Caz]]></category>
		<category><![CDATA[Count Basie Orchestra]]></category>
		<category><![CDATA[Craig Harris]]></category>
		<category><![CDATA[Dave Holland]]></category>
		<category><![CDATA[Diane Schuur]]></category>
		<category><![CDATA[Gerry Hemingway]]></category>
		<category><![CDATA[Ghetto]]></category>
		<category><![CDATA[Henry Threadgill]]></category>
		<category><![CDATA[Hindi Zahra]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Erşahin's İstanbul Sessions]]></category>
		<category><![CDATA[International Composers Pool Orchestra]]></category>
		<category><![CDATA[John Surman]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Max Roach]]></category>
		<category><![CDATA[McCoy Tyner]]></category>
		<category><![CDATA[Nardis]]></category>
		<category><![CDATA[Nils Petter Molvaer]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Focan]]></category>
		<category><![CDATA[Paganini Trio]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Roberto Fonseca]]></category>
		<category><![CDATA[Salon]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Nabotov]]></category>
		<category><![CDATA[Stephan Micus]]></category>
		<category><![CDATA[Steve Coleman & Five Elements]]></category>
		<category><![CDATA[Sun Ra Arkestra]]></category>
		<category><![CDATA[Terje Rypdall]]></category>
		<category><![CDATA[The Count Basie Orchestra]]></category>
		<category><![CDATA[The Seed]]></category>
		<category><![CDATA[The Sun Ra Arkestra]]></category>
		<category><![CDATA[Tuluğ Tırpan]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Öktem]]></category>
		<category><![CDATA[Wax Tailor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan ve bu yıl 20&#8242;nci yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali, sürprizlerle dolu programıyla yine dopdolu! Caz tutkunlarının her yıl heyecanla beklediği Akbank 20. Caz Festivali, 23 Eylül-12 Ekim 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 20&#8242;nci yılında 20 gün boyunca dünyanın önde gelen saygın caz müzisyenlerini ağırlayacak olan Festival, zengin konser programı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/09/aatt.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-224" title="Caz Festivali" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/09/aatt.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></h4>
<h4>Türkiye&#8217;nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan ve bu yıl 20&#8242;nci yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali, sürprizlerle dolu programıyla yine dopdolu!</h4>
<p>Caz tutkunlarının her yıl heyecanla beklediği Akbank 20. Caz Festivali, 23 Eylül-12 Ekim 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. 20&#8242;nci yılında 20 gün boyunca dünyanın önde gelen saygın caz müzisyenlerini ağırlayacak olan Festival, zengin konser programı, film gösterimleri, atölye çalışmaları ve panellerin yanı sıra; yenilenen logosu, Festival&#8217;in 20 yıllık öyküsünü konu alan belgesel, kitap ve compilation albüm cd&#8217;siyle yeni yaşını kutluyor. 20&#8242;inci yıl için özel olarak hazırlanan &#8220;20. Yılında Akbank Caz Festivali Kitabı&#8221;, Festival ve Türkiye Caz tarihi hakkında önemli bilgiler içeriyor. &#8220;Akbank Caz Retrospektif: 20. Yıl Belgeseli&#8221; ise izleyenleri Festival&#8217;in 20 yıllık geçmişten bugüne keyifli bir yolculuğa çıkarıyor. &#8220;Akbank Jazz Festival&#8217;s 20 Years-Akbank Caz Festivali&#8217;nin 20 Yılı (1991-2010)&#8221; isimli 13 parçadan oluşan compilation albümle hem festivalin 20 yıllık bir izdüşümünü, hem de farklı tarzlara kucak açan geniş müzikal yelpazesinin bir yansımasını görmek mümkün.</p>
<p>20 yıl boyunca Max Roach, Art Ensemble of Africa, Cecil Taylor, Abbey Lincoln, Dave Holland, Archie Shepp, McCoy Tyner, Henry Threadgill, Abdullah İbrahim Trio, Steve Coleman &amp; Five Elements, Stephan Micus, Roberto Fonseca ve Terje Rypdall gibi dünyanın en önemli caz sanatçılarını ülkemizde ağırlayan, genç ve başarılı caz sanatçılarına da performans sergileme olanağı sunan Akbank 20. Caz Festivali&#8217;nin öne çıkan isimleri; Count Basie Orchestra, Sun Ra Arkestra, John Surman ve Diane Schuur.</p>
<h3>Akbank 20. Caz Festivali&#8217;nden Seçmeler:</h3>
<h1>Büyük Orkestraların Egemenliği</h1>
<p>Akbank 20. Caz Festivali, &#8220;Büyük Orkestraların Eğemenliği&#8221; bölümünde bu yıl The Count Basie Orchestra, The Sun Ra Arkestra ve International Composers Pool Orchestra&#8217;yı ağırlıyor.</p>
<p>Amerikalı efsanevi orkestra şefi Count Basie&#8217;in kurduğu, caz sahnesini etkileyen en önemli ve yenilikçi oluşumlardan biri olarak kabul edilen ve 17 kez Grammy&#8217;e layık görülen orkestra, Denis Mackrel&#8217;in yönetimi ve Carmen Bradford&#8217;un güçlü vokalleri eşliğinde 23 Eylül 2010, Perşembe günü İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı&#8217;nda Festival&#8217;in açılışını yapacak.</p>
<p>Tüm zamanların gelmiş geçmiş en büyük müzik efsanesi Sun Ra&#8217;nın mirasını devam ettiren The Sun Ra Arkestra, Akbank 20. Caz Festivali kapsamında 01 Ekim 2010, Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu&#8217;nda izleyicilerle buluşacak.</p>
<p>Post-modern caz müziğinde bayrağı taşıyan en büyük oluşumlardan biri olan Instant Composers Pool Orchestra, oda müziği ve Güney Afrika&#8217;nın folklorik öğeleriyle zenginleştirdikleri özgürlükçü müzikleri ve geniş kadrosuyla 03 Ekim 2010, Pazar günü Babylon&#8217;da olacak.</p>
<h1>Sıra Dışı Sesler</h1>
<p>&#8220;Cazın First Lady&#8217;si&#8221; iki Grammy ödülü sahibi Diane Schuur da Akbank 20. Caz Festivali kapsamında caz severler için unutulmaz bir konsere imza atacak. Carnegie Hall ve White House gibi dünyanın en büyük konser salonlarında Stan Getz, B.B. King, Dizzy Gillespie ve Ray Charles gibi cazın ünlü isimleriyle beraber sahne alan Diane Schuur, 30 Eylül 2010, Perşembe günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu&#8217;ndaki konseriyle izleyenlere doyumsuz bir caz ziyafeti yaşatacak.</p>
<p>Caz ve dünya müziğini benzersiz bir şekilde harmanlayan ve Türkiye&#8217;de &#8220;Beautiful Tango&#8221; parçasıyla tanınan Hindi Zahra, 08 Ekim 2010, Cuma günü Ghetto&#8217;da sahne alacak.</p>
<p>Festivalin heyecanla beklenen performansları arasında bulunan Paganini Trio, klasik müzik, caz ve dünya müziği arasında bir köprü kuruyor. Aya İrini&#8217;de 25 Eylül, 2010 Cumartesi gerçekleştirilecek konserde ünlü perküsyon sanatçısı Burhan Öçal&#8217;a, besteci ve piyanist kimliğiyle harikalar yaratan Tuluğ Tırpan ve dünyanın en seçkin orkestralarında çalan bol ödüllü kemancı Atilla Aldemir eşlik edecek.</p>
<h1>Türk Cazının Temsilcileri</h1>
<p>Akbank 20. Caz Festivali kapsamında Türk cazının duayenleri de farklı mekanlarda caz severlerle buluşacak. Türk Caz müziğinin en önemli trompet sanatçılarından biri olan İmer Demirer 23 Eylül 2010 Perşembe; doğaçlama sanatın usta piyanisti Aydın Esen 25 Eylül 2010, Cumartesi; modern cazın vazgeçilmezi İlhan Erşahin&#8217;s İstanbul Sessions 25 Eylül 2010, Cumartesi; yeni nesil Türk cazının önemli temsilcilerinden Alp Ersönmez 26 Eylül 2010 Pazar Babylon&#8217;da, Baki Duyarlar OnQ Band &#8220;Overseas&#8221; 29 Eylül 2010, Çarşamba Salon&#8217;da olacak.</p>
<p>Başarılı caz gitaristlerimizden Önder Focan, 06 Ekim 2010, Çarşamba ve 07 Ekim 2010, Perşembe günü Nardis&#8217;te sahne alacak. Focan&#8217;a davulda Kay Luebke ve Hammond Org&#8217;da Wolfgang Roggenkamp eşlik edecek. Ünlü piyanist Tuluğ Tırpan, kontrabas&#8217;ta Volkan Hürsever ve davulda Volkan Öktem&#8217;den oluşan Tuluğ Tırpan Trio&#8217;ya 07 Ekim 2010, Perşembe günü The Seed&#8217;de gerçekleştireceği konserde Sertab Erener güçlü sesiyle eşlik edecek.</p>
<p>Bas klarneti ile günümüz müziğine, caz üslubu ve Türk ezgilerini de katarak kendine has bir yorum getiren Oğuz Büyükberber, festival kapsamında Akbank Sanat&#8217;ta ilk olarak 05 Ekim 2010 Salı günü solo bir performans gerçekleştirecek, 06 Ekim 2010, Çarşamba günü ise The Seed&#8217;de usta perküsyoncu Gerry Hemingway ve dünyaca ünlü piyanist Simon Nabotov ile bir konser verecek.</p>
<h1>20.Yıla Özel Projeler</h1>
<p>Festival&#8217;in &#8220;20. Yıla Özel Projeler&#8221;i arasında ise Omar Sosa, Okay Temiz 3+1 ve Barbarlar featuring Craig Harris dikkat çekiyor.</p>
<p>Besteciliği ve piyanistliğiyle günümüzün en önemli caz sanatçıları arasında yerini alan Omar Sosa, Festival&#8217;in en değerli konuklarından biri. Afrika-Küba kökenlerine sadık kalarak aynı zamanda yenilikçi bir vizyonu temsil eden ve beş kez Grammy&#8217;e aday gösterilen piyaniste, Cemal Reşit Rey&#8217;de 02 Ekim 2010, Cumartesi günü gerçekleştireceği konserinde İtalyan trompetçi Paolo Fresu eşlik edecek.</p>
<p>Vurmalı çalgılar dendiğinde Türkiye&#8217;de akla gelen en önemli müzisyenlerden Okay Temiz ise, yepyeni projesi 3+1 ile Akbank 20. Caz Festivali kapsamında yenilikçi ve eklektik bir müzik anlayışını 24 Eylül 2010, Cuma günü Babylon sahnesine taşıyacak.</p>
<p>Festival&#8217;in özel konuklarından biri de Barbarlar. Ünlü piyanist Ali Perret önderliğinde kurulan grubun 26 Eylül 2010, Pazar günü Babylon&#8217;da gerçekleşecek konserinde ünlü tromboncu Craig Harris de gruba eşlik edecek.</p>
<h1>Ve diğerleri&#8230;</h1>
<p>Cazın avangart temsilcileri Graham Haynes/Hardedge ve Evan Parker &amp; KonstruKt, cazın genç temsilcileri Wax Tailor, Nils Petter Molvaer ve Aronas, ritim ustaları Burhan Öçal &amp; Jamaaladeen Tacuma &amp; Wolfgang Puschnig ve Aka Moon &amp; Mısırlı Ahmet festivaldeki performanslarıyla müzik tutkunlarına doyumsuz bir ziyafet sunacak.</p>
<p>Festival kapsamında Akbank Sanat Merkezi pek çok panel ve atölye çalışmasına da ev sahipliği yapacak. Cazın gelişiminin tartışılacağı &#8220;Europe Jazz Network: Küresel Caz &#8211; Lokal Caz&#8221; paneli 24 Eylül 2010, Cuma günü düzenlenecek. Ardından Mavi Jeans Tişört Tasarım Atölyesi 25 Eylül 2010 ve 2 Ekim, Cumartesi günü, en sevilen yerli sanat ve illüstrasyon bloglarından Banane Mag &#8220;Plak Kapağı Tasarım Atölyesi&#8221; 07 Ekim 2010, Perşembe günü; Beyhan Murphy moderatörlüğündeki Dans&#8217;la Etkileşim Paneli 08 Ekim 2010, Cuma günü; Ezo Sunal Çocuk Atölyesi tarafından Orff Yaklaşımı&#8217;na dayalı olarak yapılacak &#8220;Çocuklarla Caz&#8221; atölye çalışması 09 Ekim 2010, Cumartesi günü; Aykut Uslutekin önderliğinde Caz Portreleri Atölye Çalışması ise 10 Ekim 2010, Pazar günü düzenlenecek.</p>
<p>&#8216;Sanat-çı engel tanımaz!&#8217; sloganı ile yola çıkan Düşler Akademisi bu yıl da 10 Ekim 2010, Pazar günü Babylon&#8217;da gönüllü müzisyenleri ve sosyal dezavantajlı gençleri bir araya getirecek. Katılımcıların farkındalığını arttırmanın hedeflendiği interaktif ritim atölyesi, perküsyon sanatçısı Alfred Menhert&#8217;in yönetiminde gerçekleştirilecek.<br />
Festival kapsamında ayrıca Pera Müzesi&#8217;de 24 Eylül  17 Ekim tarihleri arasında caz tınılarının yer aldığı filmler sinema tutkunlarının beğenisine sunulacak.</p>
<p>Geçen yıl büyük ilgi gören Caz&#8217;lı Brunchlar bu yıl da devam ediyor. Moda Teras 26 Eylül 2010, Pazar günü S&amp;G Quartet&#8217;i, Dünya Çikolata Şampiyonu Mickael Azouz&#8217;un önderliğindeki &#8220;Çikolata ve Caz Atölyesi&#8221; 03 Ekim 2010, Pazar Mutfak Sanatları Atölyesi&#8217;nde ve Beyoğlu&#8217;nun merkezinde alternatif bir kaçış noktası sunan Akbank Sanat Kafe&#8217;de 10 Ekim 2010, Pazar günü düzenlenecek.</p>
<h1>Kampüste Caz</h1>
<p>&#8220;Kampüste Caz etkinliğinin İstanbul ayağında Türkiye&#8217;nin en yetenekli caz gitaristlerinden Sarp Maden ve arkadaşları modern akustik caz ekseninde her an değişen, yeniden şekillenen, sürprizlere açık performanslarıyla, 04-12 Ekim tarihleri arasında Galatasaray Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Kadir Has Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi&#8217;nde gençlerle bir araya gelecek.</p>
<p>Etkinliğin Anadolu ayağında ise funk, rock, pop ve Avrupa klasik müziğini caz müziğiyle harmanladıkları geniş repertuvarlarıyla Selen Gülün Trio Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Ankara Hacettepe Üniversitesi, İzmir Ege Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Gaziantep Üniversitesi&#8217;nde 04-08 Ekim tarihleri arasında performanslarını sergileyecek.</p>
<p>20 yıl boyunca 463 konser organize eden , 402 grup ve 1405 sanatçıyı ağırlayan Akbank Caz Festivali&#8217;nin bu yılki mekanları; Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Aya İrini Müzesi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, The Seed, Salon, Nardis, Pera Müzesi, Ghetto ve Türkiye&#8217;nin bir çok üniversitesi olacak.</p>
<p>Organizasyonu Pozitif tarafından gerçekleştirilen Akbank 20. Caz Festivali&#8217;nde 160 sanatçı caz tutkunlarıyla buluşacak. Festival hakkında detaylı bilgi almak ve gelişmeleri yakından takip etmek için <a href="http://www.akbanksanat.com" target="_blank">www.akbanksanat.com</a> ve <a href="http://www.akbankcaz.com" target="_blank">www.akbankcaz.com</a> adreslerini ziyaret edebilirsiniz.</p>
<h5>www.akbanksanat.com</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/09/20-akbank-caz-festivali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>400 Yıl Öncesinin İlahileri İstanbul’da</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/400-yil-oncesinin-ilahileri-istanbul%e2%80%99da/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/400-yil-oncesinin-ilahileri-istanbul%e2%80%99da/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 10:15:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muzikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[2010 Ali Ufki Yılı Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Ufkî]]></category>
		<category><![CDATA[Bezmârâ Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Musikisi Vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[“2010 Ali Ufki Yılı Etkinlikleri” İstanbullu sanatseverlere 400 yıllık nostaljik bir atmosfer yaratıyor. İstanbul’un müziği, o dönemde yazıya geçirilmiş eserlerin orijinal halleriyle seslendiriliyor ve günümüzde artık kullanılmayan dönem çalgılarıyla icra ediliyor. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği ve Türk Musikisi Vakfı’nın işbirliğiyle hayata geçirilen, “2010 Ali Ufki Yılı Etkinlikleri” nin sekizinci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-214" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/08/aa2.jpg" alt="" width="400" height="200" /></p>
<h4>“2010 Ali Ufki Yılı Etkinlikleri” İstanbullu sanatseverlere 400 yıllık nostaljik bir atmosfer yaratıyor. İstanbul’un müziği, o dönemde yazıya geçirilmiş eserlerin orijinal halleriyle seslendiriliyor ve günümüzde artık kullanılmayan dönem çalgılarıyla icra ediliyor.</h4>
<p>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Klasik Türk Müziği Yönetmenliği ve Türk Musikisi Vakfı’nın işbirliğiyle hayata geçirilen, “2010 Ali Ufki Yılı Etkinlikleri” nin sekizinci konseri, 29 Ağustos Pazar akşamı saat 21:00’de Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi’nde devam ediyor.</p>
<p>İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve Türk Musikisi Vakfı, “2010 Ali Ufkî Yılı” başlıklı etkinlikler dizisi ile İstanbul müzik dünyasının en önemli mimarlarından biri olarak kabul edilen, asıl adı Albert Bobowski olan Ali Ufkî’nin 400. doğum yıldönümüne anlamlı bir armağan sunuyor.</p>
<p>Fikret Karakaya yönetimindeki Bezmârâ Topluluğu tarafından verilecek konserde, Ali Ufkî’nin 400 yıl önce notaya aldığı, dönemin İstanbul’unun müziklerinden seslendirilecek örnekler, aradan geçen dört yüzyıl boyunca hiç seslendirilmemiş oldukları için, bu konserin özel bir önemi ve anlamı bulunuyor.</p>
<p>2010 yılı boyunca İstanbul’un çeşitli tarihi mekanlarında her ay bir tane olmak üzere düzenlenen konserler dizisinin sekizincisi Ramazan ayına özel bir içerikle müzikseverleri bekliyor.</p>
<p>Bezmârâ Topluluğu, bu konserinde Ali Ufkî Edvarı’ndan derlediği antik değerdeki dini musiki eserleriyle, dinleyicileri 400 yıl önce İstanbul’da okunan ve dinlenen ilahilerle buluşturuyor.</p>
<p>Bezmara Topluluğu’nun sekizinci konseri, 29 Ağustos Pazar akşamı saat 21:00’de Üsküdar Altunizade Kültür Merkezi’nde İstanbullulara bir müzik ziyafeti yaşatacak.</p>
<p><strong><em>Ücretsiz olacak konserler tüm İstanbulluların katılımına açık olacak.</em></strong></p>
<h3>PROGRAM</h3>
<p>Tarih                     : 29 Ağustos 2010, Pazar</p>
<p>Saat                       : 21.00</p>
<p>Yer                        : Altunizade Kültür Merkezi, Üsküdar</p>
<h3>Ali Ufkî Hakkında</h3>
<p>Aslen bir Leh (Polonyalı) olan ve genç yaşında girdiği Osmanlı sarayında önemli uluslararası siyasi görevlerde bulunan Ali Ufkî, derin kültürel birikimi içinde geniş bir yer kaplayan “müzik adamı” özelliğiyle, Klasik Türk Müziği’nin orijinal kaynakları arasına giren önemli eserlere imza attı. Ali Ufki’nin müzik hayatına kazandırdığı en önemli başarısı, yaşadığı dönemin günlük müzik hayatında nota kullanılmadığı halde, döneminin İstanbul’undaki müzikleri notaya alarak korunmasını ve günümüze aktarılmasını sağlaması oldu. Notalara aktardığı müzikler, döneminin müziğini birebir yansıttığı için, Klasik Türk Müziği’nin sözlü biçimde aktarılan genel repertuvarından ayrı ve doğrudan “otantik” bir özellik taşımasıyla dikkat çekiyor.</p>
<h3>Bezmârâ Topluluğu Hakkında</h3>
<p>2010 Ali Ufki Yılı projesi çerçevesinde her ay bir konser verecek olan ve Klasik Türk Müziği’nin önde gelen isimlerinden bir olarak kabul edilen Fikret Karakaya’nın önderliğinde kurulan Bezmârâ topluluğu, Ali Ufki’nin notalara aktardığı zengin İstanbul müziği üzerine keşif çalışmalarına yoğunlaştı. Bugün artık çoğu kullanılmayan ve örneği günümüze ulaşmayan eski elyazmalarındaki resimlerden ve tariflerden yola çıkılarak yeniden yaptırılan dönemin çalgılarını kullanarak müzik çalışmalarını sürdüren Bezmârâ topluluğu, Fikret Karakaya’nın yönetiminde, “Ali Ufkî uzmanlığına” ulaşan bir müzik varlığı ortaya koydu.</p>
<p>Yurtiçinde ve yurtdışında verdiği sayısız konser ve yayımladığı çok sayıda CD ile yerli ve yabancı müzik çevrelerinde önemli bir yer edinen Bezmârâ topluluğu, şimdi İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nın desteğiyle hayata geçirilen “2010 Ali Ufki Yılı” projesi ile Klasik İstanbul Müziğini tüm İstanbullulara tanıtacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/400-yil-oncesinin-ilahileri-istanbul%e2%80%99da/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Made in Japan</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/made-in-japan/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/made-in-japan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 10:06:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet T. Akalın</dc:creator>
				<category><![CDATA[bülten]]></category>
		<category><![CDATA[Ikuo Hirayama]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya Kültürel İşler Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya Medya Sanatları Festivali İstanbul’da]]></category>
		<category><![CDATA[Made in Japan]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Suna ve İnan Kıraç Vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[Pera Müzesinde Made in Japan rüzgarı Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 6 Ağustos – 3 Ekim 2010 tarihleri arasında, Türkiye’nin 120 senelik dostu Japonya’nın sanatını, gelenekselden moderne, çağdaştan güncele tüm renkleriyle ülkemiz sanatseverleriyle buluşturuyor. Pera Müzesi’nin 3. katında yer alacak “Ikuo Hirayama – Türkiye, Batıyla Doğu Arasında Bir Kültür Kavşağı” başlıklı sergi, Nihonga [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-full wp-image-209" title="Made In Japan" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/08/aaa1.jpg" alt="" width="400" height="200" /></p>
<h4>Pera Müzesinde Made in Japan rüzgarı</h4>
<p>Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, 6 Ağustos – 3 Ekim 2010 tarihleri arasında, Türkiye’nin 120 senelik dostu Japonya’nın sanatını, gelenekselden moderne, çağdaştan güncele tüm renkleriyle ülkemiz sanatseverleriyle buluşturuyor.</p>
<p>Pera Müzesi’nin 3. katında yer alacak “<strong>Ikuo Hirayama – Türkiye, Batıyla Doğu Arasında Bir Kültür Kavşağı</strong>” başlıklı sergi, Nihonga resminin büyük ustası, Japonya’nın yetiştirdiği en saygın sanatçı ve bilimadamlarından Ikuo Hirayama’nın 38 resminden oluşuyor. Yaşamının önemli bir bölümünü Batı’yla Doğu’yu bağlayan İpek Yolu’nu resmetmeye adamış, Japonya’nın ilk Unesco İyiniyet Elçisi olan sanatçının Japonya’da kendi adını taşıyan bir müzesi var.</p>
<p>Serginin çatısını bizzat oluşturan ve açılışta İstanbul’da bulunmayı çok arzulayan Ikuo Hirayama Aralık 2009’da hayata veda ettiği için sergi açılışına Hirayama Ailesi’ni temsilen  eşi ve çocukları katılacak.</p>
<p>“<strong>Japonya Medya Sanatları Festivali İstanbul’da – 2010</strong>” başlıklı sergi ise, Pera Müzesi’nin 4. ve 5. katında, Japon kültürünü yüksek teknoloji odaklı medya sanatları aracılığıyla sunuyor. Japonya Kültürel İşler Ajansı tarafından 1997 yılından beri düzenlenen bu kapsamlı festivalden seçme yapıtlardan oluşan Pera Müzesi’ndeki sergi, “Anlatıcı Akıl” ve “Yaratıcı Akıl” başlıkları altında; manga, animasyon, oyunlar ve interaktif sanat  bölümlerinden oluşuyor.</p>
<p>Özünde geleneksel Japon kültürünün bulunduğu, günümüz postmodern sanat anlayışıyla ileri Japon teknolojisini birleştiren ve interaktif sanat, enstalasyon, video, durağan görüntü ve internet tabanlı işlerin çok sayıda farklı düzeneklerle sunulduğu “Japonya Medya Sanatları Festivali İstanbul’da – 2010” sergisinin özellikle gençlerin ilgisini çekmesi bekleniyor.</p>
<p><a href="http://www.peramuzesi.org.tr" target="_blank">www.peramuzesi.org.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/made-in-japan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Leyla Gencer Şan Yarışması</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/leyla-gencer-san-yarismasi/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/leyla-gencer-san-yarismasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Aug 2010 08:55:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muzikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[bülten]]></category>
		<category><![CDATA[39. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Aya İrini Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Reşit Rey]]></category>
		<category><![CDATA[Gürer Aykal]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul 2010]]></category>
		<category><![CDATA[La Scala Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Leyla Gencer]]></category>
		<category><![CDATA[Renato Bruson]]></category>
		<category><![CDATA[Schleswig-Holstein Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Vincenzo de Vivo]]></category>
		<category><![CDATA[Yekta Kara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=200</guid>
		<description><![CDATA[Opera dünyasında önemi günden güne artan Leyla Gencer Şan Yarışması&#8217;nın altıncısı İKSV ve La Scala Akademisi tarafından, Doğuş Grubu ve Garanti Bankası&#8217;nın sponsorluğunda, TC Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın desteği ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile Borusan Holding&#8217;in katkılarıyla, 21-26 Ağustos 2010 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Yarışmanın bu yıl ilk kez gerçekleştirilen canlı ön elemeleri, Mayıs ayında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/08/15566.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-201" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/08/15566.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></span></strong></p>
<h4>Opera dünyasında önemi günden güne artan Leyla Gencer Şan Yarışması&#8217;nın altıncısı İKSV ve La Scala Akademisi tarafından, Doğuş Grubu ve Garanti Bankası&#8217;nın sponsorluğunda, TC Dışişleri Bakanlığı&#8217;nın desteği ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ile Borusan Holding&#8217;in katkılarıyla, 21-26 Ağustos 2010 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor.</h4>
<p>Yarışmanın bu yıl ilk kez gerçekleştirilen canlı ön elemeleri, Mayıs ayında Milano, Berlin ve İstanbul&#8217;da yapıldı. Ön eleme jürisi, 119 adayı canlı dinleyerek İstanbul&#8217;daki elemelere katılmaya hak kazanan 14 ülkeden 40 şancıyı belirledi. 21 Ağustos Cumartesi günü provalarla başlayacak yarışma, 22 Ağustos Pazar ve 23 Ağustos Pazartesi günleri piyano eşliğinde gerçekleşecek çeyrek finallerle devam edecek. 24 Ağustos Salı günü saat 11.00 &#8211; 19.30 arasında Cemal Reşit Rey Konser Salonu&#8217;nda piyanist Vincenzo Scalera eşliğinde gerçekleşecek yarı finalde ise 8 finalist belirlenecek.</p>
<p>Leyla Gencer Şan Yarışması&#8217;nın finali, 26 Ağustos Perşembe akşamı saat 20.00‘de Aya İrini Müzesi&#8217;nde gerçekleştirilecek. Finalistlerin Gürer Aykal yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde seslendirecekleri aryaların ardından, yarışmanın toplam 23.500 Euro&#8217;yu bulan ödülleri sahiplerini bulacak. Birincilik ödülü sahibi, 2011 Schleswig-Holstein Festivali ve 39. Uluslararası İstanbul Müzik Festivali&#8217;nde konser vermeye hak kazanacak.</p>
<p>Sferisterio Opera Festivali Genel Müdürü Pier Luigi Pizzi&#8217;nin başkanlığındaki VI. Leyla Gencer Şan Yarışması jürisinde; dünyaca ünlü bariton Renato Bruson, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Onursal şefi ve Devlet Sanatçısı Gürer Aykal, La Scala Akademisi Uluslararası Proje Geliştirme Sorumlusu Luca Targetti, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Baş Rejisörü Yekta Kara, Pergolesi Spontini Jesi Vakfı Direktörü Gianni Tangucci ve Eurobottega &#8211; La Bottega Internazionale della Musica Sanat Yönetmeni Vincenzo de Vivo yer alıyor.</p>
<p>6. Leyla Gencer Şan Yarışması&#8217;nın 24 Ağustos Salı akşamı CRR Konser Salonu&#8217;ndaki yarıfinali ile 26 Ağustos Perşembe akşamı Aya İrini Müzesi&#8217;ndeki finalinin biletleri biletix satış noktaları, www.biletix.com ve İKSV binasında (Sadi Konuralp Cad. No.5 Şişhane / hafta içi saat 10.00-18.00 arası) satışa çıktı.</p>
<p>Bilet fiyatları yarı final için 20 TL ve 10 TL(öğrenci), final gecesi için 50 TL (balkon), 30 TL, 20 TL ve 10 TL(öğrenci) olarak belirlendi.</p>
<h5>Ayrıntılı bilgi için: www.leylagencer.org</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/leyla-gencer-san-yarismasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üstgeçidin Üstüne</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/ustgecidin-ustune/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/ustgecidin-ustune/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 08:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>muzikolog</dc:creator>
				<category><![CDATA[gündem]]></category>
		<category><![CDATA[doğaçlama]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul’u Çalıyorum]]></category>
		<category><![CDATA[John Lindberg]]></category>
		<category><![CDATA[Kenny Wessel]]></category>
		<category><![CDATA[Oliver Lake]]></category>
		<category><![CDATA[Organik Orkestra]]></category>
		<category><![CDATA[Şehrin müziği]]></category>
		<category><![CDATA[Sepetçiler Kasrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Aralarında saksofoncu Oliver Lake, gitarcı Kenny Wessel, basçı John Lindberg gibi isimlerin de yer aldığı 20 müzisyen yarın, Eminönü Üstgeçiti’nde sıradışı bir konser verecek. “İstanbul’u Çalıyorum” başlıklı konserde vapur, tren düdükleri, martıların ötüşü, klakson gibi anlık sesler de müziğe eklenecek. Kaydedilen görüntüler akşam Sepetçiler Kasrı’nda “Üstgeçidin Üstüne” başlıklı konserde kullanılacak. İstanbul’un en kalabalık üstgeçidi perşembe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/08/112233.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-186" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/08/112233.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></h4>
<h4>Aralarında saksofoncu Oliver Lake, gitarcı Kenny Wessel, basçı John Lindberg gibi isimlerin de yer aldığı 20 müzisyen yarın, Eminönü Üstgeçiti’nde sıradışı bir konser verecek.</h4>
<p><strong>“İstanbul’u Çalıyorum” başlıklı konserde vapur, tren düdükleri, martıların ötüşü, klakson gibi anlık sesler de müziğe eklenecek. Kaydedilen görüntüler akşam Sepetçiler Kasrı’nda “Üstgeçidin Üstüne” başlıklı konserde kullanılacak.</strong></p>
<p>İstanbul’un en kalabalık üstgeçidi perşembe günü sürprizlerle dolu bir konsere ev sahipliği yapacak. Özel izinle gün boyunca dört kez yaya geçişine kapatılacak geçitte, üç farklı topluluk şehrin günlük seslerini müziğe dönüştürecek. 29 Temmuz’da başlayan, 8 Ağustos’a kadar sürecek İsmet Sıral Yaratıcı Müzik Atölyesi kapsamında gerçekleştirilen etkinlik ücretsiz izlenebilecek.</p>
<h2>akbil bip&#8217;leri sahneye taşınacak</h2>
<p>Gün boyunca dört kez gerçekleştirilecek konserlerde İstanbul Bilgi Üniversitesi Laptop Orkestrası’nın beş üyesi ses ve işitme uygulamaları yapacak. 1980’lerde New York’taki Creative Music Studios’da, İsmet Sıral’la ders veren Adam Rudolph’un yönetimindeki Organik Orkestra, saksofoncu Oliver Lake, gitarcı Kenny Wessel, basçı John Lindberg, davulcu Tani Tabbal ve konuklarla birlikte geçitte olacak. Topluluk çağdaş müzik örneklerinin yanı sıra, çevredeki sesleri de kullanarak doğaçlama yapacak. Etkinliğe şarkıcı Sumru Ağıryürüyen ve çellist Anıl Eraslan, “Sert Sessizler” ikilisi adıyla katılacak. Üç grubun konserleri sırasında dalga sesleri, martı çığlıkları, vapur turnikelerindeki Akbil “bip”leri, üstgeçitteki müzik platformuna taşınacak.</p>
<h2>akşam ikinci konser</h2>
<p>Etkinlik sırasında kaydedilen ses ve görüntüler Sepetçiler Kasrı’ndaki “Üstgeçidin Üstüne” adlı konserin çıkış noktasını oluşturacak. Organik Orkestra’nın yanı sıra Büyükberber-Klein ve Manner mit Totoren ikilileri sabah kaydedilen sesler üzerine doğaçlamalar yapacak. Saat 21.30’da başlayacak konser biletle izlenebilecek.</p>
<p><strong>&#8220;Şehrin müziğini duyacaksınız&#8221; (Adam Rudolph &#8211; Organik Orkestra&#8217;nın şefi)</strong></p>
<blockquote><p><em>Organik Orkestra ilk kez kentin kalbinin attığı bir açık alana çıkıyor. Bizler ve dinleyici için sürprizlerle dolu, gerçek doğaçlamalarla şekillenecek bir konser olacak. Önceden düzenlenmiş seslerle, anlık gelişen sesler bir araya gelecek. Şehrin yoğun enerjisi, elektriği müziğe yansıyacak. Çevremizdeki seslerin bir kısmı müziğe girecek, bir kısmına karşı koyacağız. Her gün bu geçitten binlerce kişi geçiyor. Büyük bölümü bu sesleri duymazdan geliyor. İlk kez çevrelerindeki sesleri, düzenlenmiş bir müziğin etrafında duyacaklar. Önlerinde yeni bir ufuk açılacak. Müzik ve çevrelerindeki ses bir araya geldiğinde, yepyeni bir karışım ortaya çıkacak, kentin seslerini ilk kez farklı bir kulakla algılayacaklar. Çevrelerindeki sesin içindeki ritmi, melodiyi fark edecekler. Keşfe açık tüm müzikseverleri perşembe günü üstgeçitte bekliyoruz.</em></p></blockquote>
<h5>Hürriyet</h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/08/ustgecidin-ustune/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müziği imgelemek</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/07/muzigi-imgelemek/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/07/muzigi-imgelemek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 21:33:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Turan</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Cézanne]]></category>
		<category><![CDATA[görsel sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Jean Mohr]]></category>
		<category><![CDATA[Massive Attack]]></category>
		<category><![CDATA[progressive öğeler]]></category>
		<category><![CDATA[sürreal bir bilinç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=172</guid>
		<description><![CDATA[Müzik&#8217;te görsellerin bir dil oluşturduğunu söylemenin anlamı nedir? Müziğin bir çok sanat dallarıyla etkileşim* halinde olup kendi etkileyici unsurlarını diğer sanat disiplinleriyle desetekleyerek ortaya muazzam görüntüler koyabildiklerini biliyoruz, görüyoruz. Sanat dalları kendi içlerinde insana değen hayal güçlerini, göstermenin sorumluluğu ile hep farklı disiplinler olarak görülse de; birbirleri ile eş zamanlı büyüyebilen anlam çoğaltabilen sanatlar olabilmeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/07/seda_mikrofon.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-173" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/07/seda_mikrofon.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></p>
<h4>Müzik&#8217;te görsellerin bir dil oluşturduğunu söylemenin anlamı nedir?</h4>
<p>Müziğin bir çok sanat dallarıyla etkileşim* halinde olup kendi etkileyici unsurlarını diğer sanat disiplinleriyle desetekleyerek ortaya muazzam görüntüler koyabildiklerini biliyoruz, görüyoruz. Sanat dalları kendi içlerinde insana değen hayal güçlerini,  göstermenin sorumluluğu ile hep farklı disiplinler olarak görülse de; birbirleri ile eş zamanlı büyüyebilen anlam çoğaltabilen sanatlar olabilmeleri çok mümkün.</p>
<p>Müziğin, seslerin bedenimizdeki etkileri, duysal algımızı görsel algımızla birleştirebilen her yansıma, dinlediğimiz müziğe karşı bağlantılar, hisler büyütmeye başlar.</p>
<p>İsviçreli fotoğrafçı Jean Mohr&#8217;e göre <strong>görsel hafıza</strong>, iki sistematik asal enerjiden oluşmaktadır. İlk sistem her zaman geleceğe yönelik bir özelliği olan, doğal yeniden üremedir. İkinci sisitemin asal enerjisi ise sürekli geçmişi muhafaza etmeye çabalayan hafızadır. Algılanan bütün görünümlerde algının her iki sistemin karşılıklı olarak birbirine gidiş gelişi söz konusudur.</p>
<p>Şimdi görsel nesnelerin hayatlarımızdaki kodlanmışlıklarını düşünelim. Sadece kafamızı kaldırıp gökyüzüne baktığımzda bile bulutları kimi zaman bir kediye, kuşa,kimi zaman ise bir ensturmana benzetiyor olmamız, görsel çağırışımlardan dolayı oluyorsa, hayatlarımızda doğduğumuzdan beri gördüğümüz birçok görselin  bizdeki duygusal etkilerinin ne kadar güçlü olduğunu düşünelim&#8230; Geçmiş zamandan kalma bir fotografa baktığımzda <strong>o an</strong>&#8216;a gidebiliyor olmak, o zamanın  duygularını hissedebiliyor olmak görselin hayatımızdaki o çarpıcı yerini düşünmemiz için büyük bir sebep olabilir. Görsellerin dili işte bu düşsel perspektiften daha net ve daha gerçek olmaya yüz tutuyor hiç şüphesiz.</p>
<blockquote><p>Fransız post-empresyonist ressam  Paul Cézanne &#8220;Nesneler birbirlerinin içine nufüz ederler. Fakat canlılıklarını asla kaybetmezler. Gözle görünmez bir şekilde etraflarına gizli yansımalar saçarlar.&#8221; der.</p></blockquote>
<p>Görünümler algılarımızda da tutarlık sergiler. Tek bir şeyin ya da olayın görüntüsü, başka şeylerin ve olayların görüntülerini de peşinde sürükler. Bir görünüşü tanımak başka görünüşlerin hafızada bulunmasını gerekli kılar.</p>
<p>Yazımızın başında da söylediğimiz müziğin görsel sanatlarla olan paralel ilişkisini kullanabildiğimizde daha algı odaklı göstergelerle müziği anlatmak istediğinin daha ötesine taşıyabilmesi bu şekilde mümkün olabilmektedir. Seslerin doğurganlığını görsel yanılsamalarla büyütmek. Görüntüler yanılsamalarımız, sesler duyumsadıklarımız bir araya geldiklerinde ise ortaya çıkan enerji <em>sürreal </em>bir bilinç oluşturuyor.</p>
<p>Şimdi ki zamanda müziğin görüntüyle ilişkisi şöyle somutlaşıyor. Konser performanslarında da gördüğümüz gibi iyi müzikler iyi görünümlerle eş zamanlı olduğunda kendimizi  başka bir dönüşüme dahil hissediyoruz. Bütün olma duygusunu hissedebiliyoruz . Yakın zamanda ülkemize gelen Trip-Hop akımının öncülerinden <strong>Massive Attack</strong> grubu gibi down tempo&#8217;nun o sıradışı kışkırtıcı yüzüyle birlikte görsel algımızı gıdıklayan ve ortaya şahane bir enerjinin çıktığını bizzat gözlemlemiş bulunuyorum. Grup her performansında bir video duvarı kullanmaktadır. Gerçek zamanlı veri akışı yapabilen bu sistem grubun karanlık sözlerine kendince dillendirme fırsatı sunuyor. Dinleyiciye ise müziğin ritmi içinde kendine yeni bir oluşum sunabiliyor.</p>
<p>Seslerin görsel ile birleştiğinde mucize yaratabileceklerine inanıyorum.  Özellikle progressive öğeleri olan müzik akımlarında başvurulan bir yöntem sahnede imajların kayıp giden bir background&#8217;da müziğin ahengi ile sunulması. Çünkü artık dinleyici sesleri duyumsamanın ötesinde görsel iletişim teknolojilerinin gelindiği bu yüzyılda sadece duyumsamak değil görüntülerin verdiği sıradışı deneyimlerle özümsemek istiyor müziği.. ve başarıyor da&#8230; Müzik kendi içinde tabularını yıkmaya devam ediyor. İnsan hissine ne kadar yakınlaşabilirse bir olgu, o kadar çabuk özümsüyor, canlı kılıyor. Müzik Seslerle başardığı bu devrimi imajlarla büyütüyor. İmajlar dile geliyor, melodiler gözle görülür olup, imge dünyasının varlığını ispat ediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/07/muzigi-imgelemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neredeyiz: Bir nevi müziğin gittiği yer</title>
		<link>http://www.muzikolog.org/legato/2010/07/neredeyiz-bir-nevi-muzigin-gittigi-yer/</link>
		<comments>http://www.muzikolog.org/legato/2010/07/neredeyiz-bir-nevi-muzigin-gittigi-yer/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 08:00:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Ulaş Oral</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[Fusion akımı]]></category>
		<category><![CDATA[John Cage]]></category>
		<category><![CDATA[Pink Floyd]]></category>
		<category><![CDATA[Radiohead]]></category>
		<category><![CDATA[Synth]]></category>
		<category><![CDATA[The Silence]]></category>
		<category><![CDATA[Tremolo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muzikolog.org/legato/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Lemon, fon müziği… Ortalama bir akşamın ilk başlangıçları… “Tremolo” ve “Synth” birbirinin içine geçmiş, mayışmış… XXI.yy.’ın ilk onluk dilimi… Bir yıl bitmek üzere… Neredeyiz? XX.yy. sorgulamaların yüzyılıydı aslına bakarsak. Son onu ve ilk onu hariç diyebiliriz tahminen… Toplumların kendi içişlerindeki sorgulamalar ve dünya düzenine dair arayışlarıyla geçen 80 yıllık bir periyodun ardından travmanın “ayakizlerini” ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="_mcePaste">
<div id="_mcePaste"><a href="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/07/ulasnerdeyiz.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-134" src="http://www.muzikolog.org/legato/wp-content/uploads/2010/07/ulasnerdeyiz.jpg" alt="" width="400" height="200" /></a></div>
<h4>Lemon, fon müziği… Ortalama bir akşamın ilk başlangıçları… “Tremolo” ve “Synth” birbirinin içine geçmiş, mayışmış… XXI.yy.’ın ilk onluk dilimi… Bir yıl bitmek üzere… Neredeyiz?</h4>
<p>XX.yy. sorgulamaların yüzyılıydı aslına bakarsak. Son onu ve ilk onu hariç diyebiliriz tahminen… Toplumların kendi içişlerindeki sorgulamalar ve dünya düzenine dair arayışlarıyla geçen 80 yıllık bir periyodun ardından travmanın “<em>ayakizlerini</em>” ve mayınlarını temizliyoruz. Savaşlar: soğuk ya da sıcak… Yıkımlar, asimilasyonlar, krizler, ekonomik ve sosyoekonomik hayaller, gerçekleşebilenler ya da gerçekleşemeyen darbeler, ayaklanmalar… Her biri yeryüzünde yaşayan toplumların kültürel fihristlerinde önemli yer teşkil etmiş durumdalar. Yeni yüzyıla doğru &#8220;tuhaf&#8221;laşan dünya da yavaş yavaş kendini toparlamaya çalışıyor. Giderek yalnızlaşan ve içten içe dolan dünya vatandaşları da bu düzenin içerisindeki kıyıda köşede kalmış düşünceleri ve bir türlü büyüyüp olgunlaşamayan kişilikleriyle boğuşup giderek öncesinden de kayıp bir toplum oluşturmuyorlar mı? Her açıdan… Yine ve her zamanki gibi ve daima olacak olan gibi müzik tarihi de paralel doğruda ilerlemiyor mu? XX.</p>
<div></div>
<h4><strong>Yüzyıl arayışların ve yapılmamışı yapmanın yüzyılıydı.</strong></h4>
<div><strong><br />
</strong></div>
<blockquote>
<div>Peki bundan sonra müziğin evrimini neler bekliyor? XXI.yüzyıl herhalde bunları sorgulayacak olan yüzyıl olacak!</div>
<div id="_mcePaste">Dört küsür dakikalık bir “sus”lar korosu John Cage’in “The Silence”ı… Müzik açısından ne kadar ilham verici olabilir?</div>
</blockquote>
<div></div>
<p>Haddimize düşmese de sorgulamak gerek. Dört dakikanın üzerinde bir &#8220;sus&#8221;lar bütününün kaç kişi tarafından dinlenemediğini yada anlaşılamadığını düşünürsek… Ya da Cage’in bunu varolan moda müziklere tepki olarak tasarladığını düşünürsek… Cage’in inandığı, müziğin tek işinin mutlak iyi ve güzel olanı vermek olmaması gerektiği… Yani Felsefe tarihinin en yoruma açık iki kavramı… Belki de herkesin ortak paydada buluştuğu bir mutlak &#8220;iyi&#8221; ve bir mutlak &#8220;güzel&#8221;in olmadığının Cage de farkında! Bunu günegelen çağlar içinde tümevarım yöntemiyle uygulamaya çalışanlar olsa da böyle bir genelleme yine de toplumlar için imkansız görünüyor. Ancak toplumların popülerleştirdiği ve &#8220;genel iyi&#8221; payesini verdiği ürünler olabiliyor: Onlar en sevilenler… Ki genellikle toplumların &#8220;koyun&#8221;laşması ve eğitimsizlikleriyle doğru orantılı olarak pespaye ürünler oluyorlar onlar. Bir de kendisine &#8220;otorite&#8221; denilen belirli bir &#8220;oligarşik zümre&#8221;&#8216;nin &#8220;<strong>işte budur</strong>&#8221; dediği ürünler var, onlar da sanat eseri olarak yorumlanıyorlar. Oysa bütün bu kriterler ve kıstasların yanında her bireyin uzun yıllar, hayatındaki tüm önemli önemsiz detaydan beslenerek çıkardığı bir “güzel” kavramı var; herkesten bağımsız. Tümdengelim neyin nesidir, hiç anlayabilmiş değilim. İstatistik bilimine bir katkıysa; istatistik hep 1-0 galip bir kavram değildir. Kanımca bunların hepsi birer &#8220;<em>yasaklama</em>&#8221; ikonunun alt başlıkları. Kurallanan ve kısıtlananın müzik olamayacağına dair evrensel tepkileriyle tanınan Cage, XX.yüzyılın ortasındaki tavrıyla XXI.yüzyıla bir köprü dayıyor. Ucu açık, yoruma açık ve müziğin özgürleşmesine dair eserleriyle Modern Zaman’ın en büyüklerinden biri Cage. Yasaklamanın yasaklanması gerektiğini düşünen bir deha. Müziğin önündeki en temel engellere başkaldırmış bir kahraman belki de… Tarih boyunca Müzik ve Politika ve Toplum üçgeni hep birbirleriyle ilintili olmuş ancak müziğin dokusu hiç bu denli alev almamıştı. Cage’in toplumu, yani onun sonrasında yaşananlardan sonra ortaya çıkmış olan bu toplum, şu anda müziği bir başkaldırının amacı olarak kullanıyor. Her yerde. Her tür(?)de. Farklılaşmanın ve aykırılığın temel sembolü müzik! Herkesin kendine dair olanı yanına çektiği bir bireysellik abidesi… Bireyselleşen ve yalnızlaşan dünya insanları için bulunmaz bir nimet müzik!</p>
<p>Bugün XXI.yüzyılda müzik türleri ve toplumlar artık birbirleriyle o kadar içiçe ki müziğin belirleyici farklılaşımlarından bahsetmek giderek daha da zorlaşıyor. <strong><em>Rock </em></strong>– <strong><em>Pop </em></strong>– <strong><em>Techno </em></strong>– <strong><em>Jazz </em></strong>ve beşbenzemez çeşitli türler birbirleriyle sentezsel bir aşk yaşıyorlar. Birçok etkeni bu duruma sebep sayabilme hakkımız var ancak en önemlisi dünyanın çizgileri arasındaki mesafenin artık çok daralmasını gösterebiliriz. Dünya son 25 yıldaki kadar hızlı hiç değişmemişti. &#8220;Gelişmemişti&#8221; dememe sebebim, 25 yılın tarih bilimi için herhangi bir değişimi &#8220;gelişim&#8221; olarak yorumlamak adına çok kısa bir zaman dilimi olması. İçinde olduğumuz bir dönem hakkında kesin yargılar içinde bulunamayız; ancak küçük satırbaşlarına yorumlar düzebiliriz sadece! Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki dünyanın herhangi bir yanında ortaya çıkan bir müziği aynı anda bir başka noktada dinleyebiliyoruz, ona erişebiliyoruz. Öncelikle uydular ve televizyonlar bizim bu iletişim devinimimize hizmet etti. Şu anda az çok müzik ilgilisiysek hepimizin evinde minimum 3-4 müzik kanalı var ve bu dünyadaki gelişimi &#8220;real time&#8221; izleyebilme olanağını bize sağlıyor. Ardından &#8220;World Wide Web&#8221;&#8216;i icad eden değerli şahsın bu kavramın telifini üzerine almayı ihmal etmesi, &#8220;Elma&#8221;&#8216;cılar ve Gates ekibinin yoğun çalışmaları dahilinde Internet&#8217;in günlük hayatımızda edindiği yer çok çarpıcı. Bir anda iletişim sektörünü en karlı sektörlerden biri haline getiren önemli değişim Internet! Onun vasıtasıyla albüm alma gereksinimi görmeyen kullanıcılar bir kaç &#8220;tık&#8221;&#8216;la istedikleri şarkıların sahipleri oluveriyorlar! Dijital şarkı indirme, telif ve plak şirketlerinin geleceği ayrı bir yazının detayları olabilirler. Bu yazıda önemli olan müziğin ilerleyişi olmalıdır.</p>
<div></div>
<p>O sebepten bu geniş parantezi biraz kapatalım… Türlerin kolajının bir diğer sebebi olarak da sözkonusu müzik türlerinin giderek değişime ihtiyaç duyması ve kolajlamanın tarih içinde hep &#8220;<em>yenilik</em>&#8221; diye nitelendirilmesi sayılabilinir. Miles Davis’in 7 yıl üç fahişeyle eve kapandıktan sonra 70’lerin sonunda dünyaya tanıttığı &#8220;Fusion&#8221; akımını bu duruma örnek verebilirim.</p>
<div></div>
<blockquote>
<div id="_mcePaste">Rock öğelerinin Jazz’la mayışmasından oluşan bir tür gerçekten de bir füzyon! Ve bu doğrultuda kolajlanmış müziğin en güzel örneklerinden.</div>
</blockquote>
<div></div>
<p>Bir gerçek var! Yadsınamaz! İster kabul ederiz ister etmeyiz; &#8220;O&#8221; da müziğin belli bir tıkanma eğiliminde olduğudur! Aynı şey diğer sanatlar için de söylenebilinir ancak müziğin XX. yüzyılda kalıplaşmış, genelgeçer gerçekleri giderek insanları taraflaştırmış ve müritleştirmiştir. Ve bu müritlerin bir çoğu (genelde &#8220;ben bilirim&#8221;ciler ve sert bir ifade kullanmak istemesem de kullanmak zorundayım &#8220;eski kafalılar&#8221;) bu sentezlenmiş değişiklikleri çok hazmedememekteler. Şimdi, bu kapıdan geçerken, müzik gibi elastiki bir sanat dalının yorumundayken bile sert bir duvar örenler varken, XXI.yüzyılda müzik, kendi türlerindekileri birleştirip bir füzyon haline getirmekle meşgul! Ve işin ilginci doksanlarda doğan yeni bir nesil var ve onlar &#8220;<em>alt</em>&#8221; düşünceleri hiç görmeyip sadece &#8220;üst&#8221; düşünceyi önemsiyorlar genellikle ve, yine ve, eğer onları etkileyebilecek bir &#8220;lafını geçiren, rol modelleri yoksa!&#8221;</p>
<div></div>
<p>Elektronik ve bilgisayar tabanlı dünyanın sağladıkları müzik için birçok detayda kolaylık adı altında vuku bulurken birçok konuda da &#8220;<em>hümanize</em>&#8220;&#8216;nin yokoluşu olarak yorumlanıyor. Acaba büyük enstrümanistlerin devri yakında dolacak ve bilgisayara hakim dahi kulaklı çocukların devri açılacak mı? Bu çok uzak görünmüyor. Her ne olursa olsun bu bilgisayar tabanlı değişimler olacaklarr, oluyorlar ve ilerliyorlar ve en önemlisi her önemli teknoloji gibi onlar da doğru kullanıldıklarında &#8220;gelişim&#8221; başlığının içinde yer bulmayı hakediyorlar. Yakında canlı performansların bile bilgisayardan sağlandığı konserler görmeye başlayacağız gibi görünüyor. Hatta bu tarz aktivitelere başladı bile dünya müziği. Yazının başından beri dünya müziği olarak nitelediğim kavram genel bir türe yakınlık içermiyor, klasik müzik dahil tüm türleri içine alıyor. Özetle bir klasik müzik eserini yazan bir sanatçı,  şu andaki küçük eksiklerin kısa zamanda kapatılacağını düşünürsek, bir müzik teknolojisi uzmanıyla beraber hiç bir enstrümaniste gerek duymadan o eserin icrasını gerçekleştirebilir. Bu durum gelişim ve evrim süreciyle; ve özellikle büyük toplumsal hareketlerin başarısızlıkla sonuçlanmasından sebeple insanların yalnızlaşması ve güvensizleşmesi sebebiyle makul kabul edilebilinir. Ancak müzikteki tıkanmanın armonik boyutu da detaylarıyla göz önüne serilmelidir.</p>
<div></div>
<p>Cage ve benzerlerinin açtığı yoldan ilerleyerek yeni bir müzik arayanların bu durumdan yaptıkları temel çıkarım da armonik düzenin sıkışıklığıdır. Çok uç çalışmalar dışında bu durum, onlara göre bir aynılaşmanın ve bukalemunlaşmanın habercisidir. İşte bu yüzden de &#8220;<em>atonal müzik</em>&#8221; bir kavram ve bir gerçek olarak hayatımızın tam da ortasında kendine yer edinmektedir. Bu uğurda çalışanlar, “armoni”nin de müziği kısıtladığını düşünmüş ve &#8220;armoni dışı&#8221; diye nitelendirdiğimiz &#8220;ses&#8221;leri birbirlerinden ayırma gereği duymamışlar, yanyana kullanmakta sakınca ya da sakıncalar görmemişlerdir.</p>
<div></div>
<p>Dünya armonik düzen içinde de çeşitli &#8220;farklılık&#8221;ları zamanında tespit edebiliyor ve hakettiği değeri verebiliyor. Ancak bu noktada &#8220;şarkı sözü&#8221; kavramı da çoğu zaman devreye giriyor. Yine de &#8220;şarkı sözü&#8221;nü bir kenara bırakırsak müzik evreni içerisinde geçmişte büyük hizmetleri olanları büyük bir saygıyla anabiliyor insanlar. Modern Rock müzik çerçevesinde, gelişmeye ve değişmeye çok meyilli, çalışmalarını bu yönde yapmaktan kaçınmayan Pink Floyd örneğindeki gibi… 40 yılı aşkın süredir onlar Rocksevenlerin hayatındalar ve yaptıkları hizmetlerin &#8211; her ne amaçla olursa olsun &#8211; meyvelerini uzun yıllar topladılar ve hatta hala topluyorlar. Günümüz müziğinde de bu durum örneğin Radiohead için sözkonusu… 40 yıl sonra dünya müziği içerisinde anılacak olanlar listemin hemen başında konaklıyorlar onlar. Ancak Pink Floyd’un yaşadığı saygın çizgi, yıllar geçtikçe yılların süresi de azalıyor çünkü, yeni bir kırk yıllık periyotta da söz konusu olabilir mi? Kimbilir.</p>
<div></div>
<p>Süre kısalır ya da kısalmaz ya da öyle kişi/kişiler çıkar ve kendilerini uzun vadede kabul ettirirlerse, onların da sürekli araştıran ve başkaldıranlar olacağı gerçeğini kabul etmek zorundayız. Başkaldıranların da sabit fikirleri vardır ve en iyi ben bilirimcidirler onlar da… Ancak mevcut düzene aykırılıktan kaynaklı haklı bir yetenekleri olduğu gerçeğini yadsıyamayız.</p>
<div></div>
<p>Dünya, tarih boyunca hep asilerin başarılarını kahramanlık hikayelerine konu yapmıştır. Her ne kadar tarih, kazananların tarihi olsa da, bu asiler birer mit halinde efsaneleşmiş ve kuşaktan kuşağa anlatılmış, ulaştırılmışlardır. Müzik tarihine hükmedenler arasında da tabii ki sabit kazananlar olmuştur ancak yine her hikayedeki gibi asiler önemli köşebaşlarını kuşatmışlardır. Müziğe devrimi sertçe yaşatan adam, genel kanılara göre, asi ruhlu ve aykırı Beethoven&#8217;ken, Dünyaya da Fransız İhtilali bunu yaşatmıştır. Yazının başından beri iddia ettiğim de budur: Sosyokültürel tarihle, Sanat Tarihi her anlamda keskin kardeşlikler içerisindedir ve birbiriyle ilintilidir.</p>
<div></div>
<p>Ve tabi Teokratik Tarih ve tabii Ekonomik Tarih… Müzik bir isyan ve anarşinin işi olarak nitelendirilirse çok da yanlış olmaz.</p>
<p>Müziğin içaçıları toplamının yüzde sekseni genellikle yüzüne Guy Fawkes maskesi takmaktadır.</p>
<p>XXI. yüzyıl show – business ve müziğin iyice kardeşleştiği bir yüzyıl olacak diye tahmin ediyorum. Hatta olmaya başladı bile.</p>
<div></div>
<p>Trance ve Techno kültürler giderek her tarafı kaplamaya ve koyulaştırmaya başlayalı epey oluyor. Seksenlerin komik – semi – digital popüler müzik akımlarıyla başlayan furya bilgisayar tabanlı yepyeni bir dünyanın çığlıklarından haberdar etmişti bizi. Şimdi ise bu furya tam gaz bir profesyonellik içerisinde seyrediyor. Son yirmi yılda bilgisayardan da beslenerek yoğunlaşan altyapılar ve müzik de önümüzdeki dönemde seyreltilme çabalarına sahne olacak! Bu yadsınamaz bir gerçek! Görselliğin dünyasında popüler müzik acaba rolünü iyiden iyiye görsellere kaptıracak mı bunu zaman gösterecek? Sanat adına yapılan bir müzikten bahsedersek bunun hala belirli bir zümrenin tekelinde olduğunu söylememiz yanlış olmaz ve bu nedenle yangından kurtarılma önceliklidir denilebilinir.</p>
<div></div>
<p>İsyanların yüzyılı yirminci yüzyıldı. Personel devinimlerin ve yalnızlaşan insanların yüzyılında da bir birlikte hareket ve isyandan bahsedebilecek miyiz, bilemiyorum. Bunu bir şekilde zaman gösterecek. Ancak insanoğlu, tahminimce yine müzikten aldığı olağandışı cesaret ve kararlılıkla muhtemelen yepyeni bir insandaşlık ve toplumdaşlık akınıyla çalkalanacak bu yüzyılda.</p>
<div></div>
<p>Diğer yüzyıldan farklı bir görüntüyü serecek öyküleri yönetmeye çalışan baronların önüne ve dil, din, ırk farkı gözetmeksizin bir birliktelikle ikiye bölünen dünyanın (yönetenler ve  yönetilenler) farkındaları olarak ellerini taşın üzerine koyacaklar. Müzik, artık insanlara bir yaptırım uyguluyor.</p>
<div></div>
<p>Müzik insanları bir yol ayrımında oldukları konusunda ve bir taraf seçmeleri konusunda teşvik ediyor. Müzik her dönemki gibi yine öncü ve isyancı kimliğini ön plana çıkarıyor. Yazının sebebi:</p>
<h3>Neredeyiz? Bütünümüzle… Bedenimiz ve ruhumuz aynı köşede mi?</h3>
<div></div>
<p>Olması gerek bu… Ya da ruh var mı? Eğer yoksa biz nelerden heyecan duyuyoruz ve neden? Ve duyduğumuz heyecanlar yaşam tecrübelerimiz temelli öğretiler mi? Ve varsa eğer ruh, artık bir taraf seçmenin sırasının geldiğini mi bize mesaj ediyor şu durum… Müziği kirletenlere müziğin ve müzisyenlerin cevabı hep aykırılık ve genelgeçerin dışındalıkla oluyor. Genelgeçeri kullanarak müzik kendi içinde bir eğitim süreci başlatsa ne olur diye düşünüyorum yine…</p>
<div></div>
<p>Fon müziği giderek &#8220;Moonlight Sonata&#8221;&#8216;ya doğru kaydı. Piyano şimdi &#8220;<em>andante</em>&#8221; ve yapayalnız… Yalın, katıksız ve müzik işte!!! Bir bütün olarak da &#8220;yapayalın&#8221; olarak da en anlamlı… Bir yıl bitmek üzere… Aklımdaki en net soru: <strong><em>Neredeyiz?</em></strong></p>
<div></div>
<p>Vakit cezir olmalı!!!</p>
<div></div>
<p>Gün dönüyor…</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muzikolog.org/legato/2010/07/neredeyiz-bir-nevi-muzigin-gittigi-yer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

